4884275

Çingene kadını

Deneme

Kırılır bardaklar ve kesilir kadehe uzanmaya kalkmış parmaklar.
Ağlar çingeneler ve susar çocuklar, otururlar avluya izler ve ağlarlarlar. Utanmış çocuklar gibi kızarmış yüzleri ve ruhlarındaki acıyı akıtmayı amaç edinmiş ağlak gözleriyle.
Acılar varmış tarifi asla mümkün olmayan, hiçbir çingene kadınının fallarda bulamadığı hiçbir çocuğun göz yaşıyla akıtamadığı.
Uyuyamıyorum, düşünemiyorum, bakamıyorum.
Bir çingene kadını olsaydım belki her şey daha kolay olurdu, kırmızı çiçekleri olan bir elbise giyerdim, ben dans ettikçe şıngırdayan halka küpelerim bile olurdu belki. Daha umursamaz bir kadın olurdum ya da bir çocuk olsaydım düşünecek daha mühim şeyler bulurdum belki.
Hava soğuyor, bir bir kırılıyor tüm kadehler çünkü o geliyor, kokusunu alabiliyorum yaklaşanın, uğursuz kışın ve yakıp yıkabileceklerinin. Baharın kurduğu her şey tuzla buz olacak çok yakında, bu kez kış çok erken geliyor biliyorum, hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının farkında olan içimin tüm kadınları bağırıyor bu sabah. Bu kez bedenim bile teslim oluyor bu yeni düzene, senin acının gelişiyle benim ruhum inliyor. Senin kışın başladıkça benim baharımın renkleri sönüyor.
Acını görebildiğim ama dokunamadığım bir yere koymuşsun sonra kendine bir zırh yapmış ve yaklaşılabilir olduğuna inanmışsın, elimi sürdükçe yanıyorum, öyle bir düzen kurmuşsun ki yaklaşayım dedikçe daha uzağına düşüyorum. Sen yakmadığını iddia ettikçe alevlerin içine koymuşsun seni sevenleri ve hatta seni kendi korundan dahi korumak isteyenleri.Bir acıyı alıp derine işletmişsin bugün, hep yanacağım dercesine,benden vazgeçin diye dilercesine.
Öyle oynuyorsun ki, senin yakınında olmam gereken kısımda dahi ateşlerin içine düşüyorum. Beni hayatına çekiştirmeye çalışırken bir başka dünyaya bırakıyor sert ellerin, hoyratça. Çünkü bilmiyorsun ki senin oyunun benimkiyle çakışıyor, senin isteklerin benim gitmeme sebep oluyor, sen benim en sert duvarımla karşılanıyorsun tüm bu oyunlarınca.
Belki bir çare aradığın şey, belki yeni aşklar seni kurtarmasını umduğun. Her neyse dileğin, bende olmayan bir şey arzun, bir oyun oynadığın şey ve ben senin oyunların boyunca daima dışarıda kalacağım ama merak etme ben aslında hep burada olacağım, sen oynamayı bırakana dek sana bakacağım ve acınla baş başa kaldığında yanına varacağım, acından öpecek, ona dokunacağım.
Anlayamasamda hissedebilirdim, göstermesende onu görebilir ve onu benimmiş gibi seninle, sana rağmen taşıyabilirdim. Bir izin verseydin.
Bugün ben o çingene kadınıyım ve o üzgün çocuğum.Tüm sancılı kışına çiçek açmaya geldim, kendimden vermeye, acını acımmış gibi üzerime alıp seni bahar bahçelerine götürmeye geldim.Sana senden vazgeçilemeyeceğini bağırmaya geldim. Bir çocuğun küçük bilekleri ve güler yüzü var üstümde, kıvırcık saçlarımın arasından sarkan demir halka küpeler bile var beyaz kulaklarımda.
Galiba artık kabul ediyorum, fallarda arayıpta sorulamayan, çocuklarca ağlayıpta geçmeyen, anlatılsada bitmeyen, hala ilk gün ki gibi kanayan yaralar var, her an yüzleşmek ama yinede yaşamaya devam etmek güçlü görünmek zorunda kalışlar var.
Acına ve sana saygımı kabul et, bu yazı sana seni anlıyorum yazımdır. Fırtınalarını ve inlemelerini görebiliyorum, bir anne gibi seni dizlerime yatırmak sen uyuyuncaya dek sana şarkılar okumak istiyorum. Üzerimde biraz baharları bitmemiş bir kadın güler yüzü, biraz çingene kadını neşesi, biraz da çocuksu bir hava yaranın sızladığı yerden öpmek istiyorum, belki bir kaç saniye de olsa acısı diner diye.
Her kimsen alınabilirsin bu mektubu üstüne, bilmiyorsun, belki de köşe başından izlediğim hikayeneydi tüm bu laflarım, bu yüzden kabul et benim yazımı senin acına.
Ben ki belirsizlik kalelerinden nefret eden kız, ilk kez bir belirsizliği bırakıyorum ellerine, çünkü yapmaya çalıştığım tam da bu. Bu belirsizlik belki karşına doğru kelimeleri ve hak ettiğin tüm o cümleleri getirir ve istediğim şey de tam olarak bu.

Bir Cevap Yazın