Dünün ve Bugünün Renkleri

Kategori/Arşiv

Okuyucu Köşesi

Editörlerimizin yayımladığı sizden gelen okuyucu mektupları ve yazıları...

Aç Kapıyı Bahar Girsin

Okuyucu Köşesi
12-660x570

Küçükkende böyleydim ben. Bir şeyi ,birini ya da bir şarkıyı benimsemişsem eğer, veremezdim bir başkasına öyle kolayca. Duymasına izin veremezdim şarkımı. Görmesine izin veremezdim sevdiğim şeyleri, anlamasına katlanamazdım oyunlarımı, şiirlerimi.
Nedendi bu, bir tür içgüdü müydü? Koruma içgüdüsü gibi. İyi ama neyi neyden koruyordum? Neyi neyden saklıyordum? Neden yapıyordum?
İçgüdüseldi saklayışlarım, çoğunlukla sorgulamazdım bile.Sonra bir gün sordu biri bana,neden diye. Devamı…

Böylesine

Okuyucu Köşesi
Sigara

Böylesine hisler, öylesine kuvvetli oluyor ki yüreğimde,
Her uçurumdan atlatır insanı.
Örneğin ben,
Güneş’i dondurdum, önce avuçlarımla
Sonra Afitap denen sarılığını çiğnedim,
Postallarımla gökyüzünün.
Susuz bıraktım papatyalarımı,
Şehirleri arşınladım sonra, iki kişi hemde;
Ben ve yalnızlığım.
Bir deniz kenarı gibi oldu yüreğim,
Böylesine kambur, öylesine dalgalı.
Ve siz ruhumun dalgaları, Devamı…

Meçhul Vakit

Okuyucu Köşesi
Gemi

Ve bir gün ‘Bilsen ki’ kadının dilinden dökülen sessiz haykırışlar gibi yerle bir etti kendini,
ona göre bir saniyesiydi vaktinin,
bana göre, bir ömür.
Geçmişi ile yad ettiği bir serzenişti yaşamı,
Ve yinedir ki,rüzgârın uğultusunun ‘Senden’ sonra, nefesime karıştığı bir vakitte bozuldu sessizliğim.
Ona göre bir saniyesiydi vaktinin,
bana göre ise bir ömür.
Oysa ben, güzel bir vakittim.
Mesela, bir öğle vaktinde,İki güvercin görmektim gök yüzünün uçsuz maviliğide.
Hatırlamaktım, tüm eski zamanlardaki aşkları.
Ya da uçmayı özgürlük sanan bir serçenin kafesten çıkış anıydım.
Başka bir gözle ise,
ağlayan bir kadının göz yaşlarından kaçmak için yukarıya bakıp ipi kopuk bir uçurtmaya rast gelme vaktiydim.
Ve yahut kurtuluş parkında ondan başka kimse olmadığı halde,sanatını icra ettirmeye çalışan bir müzisyen ile dertleşmektim ben.
Ben, güzel bir vakittim. Devamı…

Artık durma

Okuyucu Köşesi
Black-White-Cloud-Jururekamphoto-1

Çok duruyorsun, fazla duruyorsun bugün.
Dönen gezegenlerden, ağaçlar daha yokken dev mantarların yaşadığı bir tanesinin içinde, Dünya da.
Fırtına ve rüzgarın eşiğinde, büyük bir yaygaranın, kavganın tam orta yerinde ama genede en durağan halindesin.
Nedir seni durduran? Küçükken annenin yaptığı gibi koluna çimdik atamıyor olmam mı beni yoksayışlarının nedeni.Oysa gördüğünü biliyorum beni. Okuyorsun, izliyorsun,duyuyorsun ama sonra ne yapıyorsun biliyor musun? Susuyorsun. Sıra sana hiç devredemezmiş gibi susuyorsun ama ben şimdi sana senin sustuklarını bağıracağım.
Ben kim miyim?
Tanışmadık sanıyorsun hala, öyle değil mi? Oysa sen beni çok uzun zamandır biliyorsun.
Ben kaos ve sen beni eniştesinin tacizine uğrayıp, intihara kalkışan o kızın hikayesini duyduğundan beri çok iyi biliyorsun.
Ben gözyaşı ve sen beni bir gece vakti, kocasından kalkan elle, iki çocuğunu dolayıp beline bilmediği caddelere cesur adımlar savuran o kadının ıslanmış yanaklarından çıkaracaksın.
Ben çığlık ve sen beni defalarca tecavüze uğrayıp bunu birisine anlatana dek sessiz çığlıklarında kaybolmuş bir küçüğün hikayesinde göreceksin. Devamı…

Viridian

Okuyucu Köşesi
duy-6

Seni düşündüğüm geceler uyuyamıyorum
Demekki ben hiç uyumuyorum

Ben seni düşünüyorum
Gözlerim büyüyor dudağım kanıyor
Senin ellerini düşünüyorum
Beynim uyuşuyor kanamalar geçiriyor
Sonra birden sana varıyorum
Ateşten bir pamuk gibi ben eriyorum

Sen beni ıslak karanlıkta görüyorsun
Viridian gözlerinde beni yıkıyorsun
Alnıma bir çiçek koyup suluyorsun
Çiçek büyüyor içimde kökler salıyor
Sen beni deşiyorsun ezip geçiyorsun
Sahi bunu niçin yapıyorsun Devamı…

Hoş geldim, hoş geldin

Okuyucu Köşesi
beyzaçiçek

Bir dünya kurmak istiyorum, kilitler koymak ve bazen içeriye kimseyi almamak; büzülmek büzüldükçe küçülmek; küçüldükçe kendi kendime sinmek, kendime daha fazla yaklaşmak, biraz ağlayıp biraz da gülmek.
Islak saçlarım dökülürken alev alev yanan sağ omzuma, bağdaş kurup çıplak ayaklarımla, ellerimin arasından geçirmek sıcak kumu.
Kendimi bildim bileli böyleydim zaten ben, şekersiz Türk Kahvesinin o keskin dumanına, fırından yeni çıkmış patatesli poğaçanın baharatlı kokusuna ve sadece mırıldanışını hatırlayabildiğim o şarkılara – vardır ya hani bak şu şey gibi: nanananay nananaaaa (tamam yazarak olmayacak bu ritim olayı)-hah işte ve o şarkılara kur olurdum çoğunlukla. Bayılırdım insanların yalnızlık adını vermeye cüret ettiği hiç tam olarak anlaşılamayacak olan dünyama. Tutkal gibi sarılırdım yalnızlığıma, silkelerdim kanatlarıma takılmış toz bulutlarını, akıtırdım bedenimden bu dünyanın bende biriktirdiği tüm o yükü, kötülüğü. Daha çok ben olurdum, sen olmaktan, bir başkası olmaktan daha çok alıkoyardım kendimi. Devamı…

Yaprakların arasından sızan benliğe veda

Okuyucu Köşesi
yapraklar

Derinden bir nefes al bu rüzgardan. Yürek bu dayanacak elbet, alırsan o nefesi. Sen o nefesi yine al ki rüzgardan bir nefeslik borcun olsun, olsun ki anla yüreğini; çırpınışını, direnişini. Duy artık içinde ki sesin çığlıklar içinde bağırışını ve duyurmaya yırtınışını, duy artık emi…
Yüreğinden söz etmenin tam zamanı şimdi. Yalvarırım kaçma artık dinle beni. Biliyorum bir ağacın dibinde hıçkırıklara boğulduğunu, dövdüğünü ellerinle dizlerini ve yapayalnız hissettiğini, bir el aradığını, bir türlü bulamadığını biliyorum hepsini. Ama kabul et görmedin bir türlü sende beni; güneş açtığında kelebek misali dans edişimi ve karanlık bastığında daha yavaş hareket ettiğimi görmedin işte anlasana beni. Hissetmedin, hissedemedin buradayım dediğimi. Devamı…

Yukarı Çık